Fast and Furious 4’ün Fragmanı Yayında

Yazan: Editör Prens 27 AÄŸustos 2008 ÇarÅŸamba  
Kategori: Sinema Haberleri

Fast-and-Furious-4un-Fragmani-Yayinda Fast and Furious 4’ün Fragmanı Yayında

Fast and Furious’ heyecanı serinin 4. filmi ile devam ediyor. 2009’da vizyona girecek olan ‘Fast and Furious 4’te Vin Diesel, Paul Walker ve Michelle Rodriguez baÅŸrolleri paylaşıyorlar.

Filmin dünya çapındaki ilk fragman lansmanı 27 AÄŸustos 2008 ÇarÅŸamba günü yapılacak. Bu özel fragmanı herkesten önce, Sinemalar.com’da  izleyebilirsiniz. 

 

 

Share/Save/Bookmark

Babil M.S.’nin Yönetmeni ile Röportaj

Yazan: Editör Prens 26 AÄŸustos 2008 Salı  
Kategori: Sinema Haberleri

Babil-MSnin-Yonetmeni-ile-Roportaj Babil M.S.nin Yönetmeni ile Röportaj

Altın Palmiye ödüllü yönetmen Mathieu Kassovitz’in yazıp yönettiÄŸi ve prodüktörlüğünü de yaptığı, baÅŸrollerinde Vin Diesel, Michelle Yeoh, Gérard Depardieu ve Mélanie Thierry’nin yer aldığı "BABYLON A.D./BABIL M.S." 26 Eylül’de gösterime giriyor.

Filmin yönetmeni Mathieu Kassovitz, “Babylon A.D.”nin yapım aÅŸaması ve baÅŸrol oyuncuları ile ilgili merak edilen tüm soruları içtenlikle yanıtladı.

YÖNETMEN MATHIEU KASSOVITZ İLE RÖPORTAJ

- Maurice Dantec’in “Babylon Babies” kitabını ilk ne zaman okudunuz?

- 2002 yılında. GeleceÄŸi anlatan romanları hep bilimkurguya tercih etmiÅŸimdir. “Babylon Babies”in gelecekte geçen harika bir macera romanı olduÄŸu kabul edilir. Ben de bu yüzden okumuÅŸtum. Bitirmek birkaç gecemi almıştı. Kendi kendime bunun harika bir film olabileceÄŸini düşünmüştüm. 500 milyon Euro bütçeyle çekilen, altı saat uzunluÄŸunda bir film!     

- Neden “uyarlanamaz” diye tabir edilen bu romanı seçtiniz?

- “Babylon Babies”in uyarlanamayacağı söylendiÄŸi için bu, ilginç bir meydan okumaydı. Kitabı okuyan herkes, farklı ÅŸekilde okur. Aynı kelimeleri okuruz, ama beyinlerimiz farklı iÅŸler. Filmlerde hepimiz aynı ÅŸeyi görürüz. Benim iÅŸim, kitaptan aldıklarımı aktarmaktı. En zor kısmı ise 600 sayfalık kitabı 90 dakikaya sıkıştırmaktı.  Daha en başında bazı yerleri kestik. Bu da filmin isminin neden “Babylon A.D.” olarak deÄŸiÅŸtiÄŸini açıklıyor. Yazım aÅŸamasında film, kitabın uyarlanmasından çok kitaptan esinlenme haline geldi. Yeni sahneler yarattık, bir sistem ve bir sürü ÅŸey oluÅŸturduk. Öte yandan bu yolculuÄŸu ve Toorop’un eÅŸlik etmek zorunda olduÄŸu gizemli bir genç kadın olan Marie’yi kullandık, ama karakteri deÄŸiÅŸtirdik. Onu bilgisayar tarafından yaratılan ve evrenin bütün bilgilerine sahip olan bir kıza dönüştürdüm. Ama o bir ÅŸizofren, çünkü beynini kemiren bu bilgilerin kaynağını bilmiyor. Ayrıca ona Aurora demeye karar verdik. Marie çok barizdi. Toorop’un geçmiÅŸini de deÄŸiÅŸtirdim. Dantec’in romanında, daha 17 yaşındayken Kosova’daki savaÅŸa gitmek için askere yazılıyordu. Onu bir çocuk asker haline getirdim. 30 yıldır devam eden bütün savaÅŸların bir kurbanı… Ayrıca kitapta, beyazperdede inandırıcı olmayan bazı ÅŸeyler var. Montreal’e gidip altı ay boyunca saklanmaları gibi. Bu hiç mantıklı deÄŸil. Mantıken varacakları yere – filmde New York’a – vardıklarında Toorop’un kızı teslim etmesi gerekiyor. O yüzden altı ayı, filmde üç dakikaya sıkıştırdık.  

- “Babylon A.D.” neyi ifade ediyor?

- Babylon A.D., asıl günah ÅŸehri Babil’e atıfta bulunuyor. Ayrıca harika bir logo yaratmamı da saÄŸladı: B.A.D.! BirleÅŸik Devletler’de “Babylon Babies” ismi, insanların bebeklerden çok genç ve güzel kadınları düşünmesine neden olabilirdi. Ve isimde “bebekler” kelimesinin olması benim için bir sorundu. Aurora’nın taşıdığı ÅŸeyi çok fazla belli ediyordu.

- Dantec, yaptığınız değişikliklere nasıl tepki verdi?

- Son derece açık fikirliydi. “Eserimi al ve nasıl istiyorsan öyle yap. Hakları sana devretmeyi kabul ettim, çünkü bakış açını ve filmlerini seviyorum. Sana sonuna kadar güveniyorum”, dedi. Kitaptaki fikirlere, konuya ve hikayeye saygı duyduÄŸumu gördü ve yazar Eric Besnard ile birlikte yaptığımız deÄŸiÅŸiklikler fazlasıyla ilgisini çekti. Fikrini deÄŸiÅŸtirip deÄŸiÅŸtirmediÄŸini görmek için filmin son halini izlemesini bekliyorum.  

- İlk üç filminiz orijinal fikirlerdi. Son üç filminizden ikisi ise uyarlama. Bu, farklı bir yaklaşım mı gerektiriyor?

- Aslında bunun üzerinde hiç düşünmedim. İlk filmim “Café au lait”te o dönemki yaÅŸamımdan ve Spike Lee’nin filmi “She’s Gotta Have It”ten esinlenmiÅŸtim. İkinci filmim “Hate”te Scorsese’den esinlenmiÅŸtim. Yaptığım her ÅŸeyde, gördüklerimden esinleniyorum. Filmin test edilmesi senaryo aÅŸamasında deÄŸil, son halinde olur. Stephen King’i okuyunca bütün kitaplarını filme uyarlamak istiyorum! “Crimson Rivers”ın yazarı Jean-Christophe Grangé’ın, beyazperde için tasarlayamayacağım hikayeleri anlatma konusunda harika bir yeteneÄŸi var. Bir romandan esinlenmek konusunda bir sorunum yok. Uyarlama yapmaya baÅŸlar baÅŸlamaz, benim iÅŸim haline geliyorlar. Bir kitabı okurken – on sayfa sonra bırakmadıysam – bu, genelde uyarlamak istediÄŸim bir hikaye haline geliyor.

- Kitabı okumanızla filmi çekmeniz arasında beş yıl var. Finansman sağlamak zor muydu?

- Evet, çok zordu. Amerikalılar sıkı pazarlık ediyorlar. BaÅŸlangıçta ilk üç filmimin yapımcısı olan Christophe Rossignon’la çalışıyordum. Eric Besnard ve ben 90 milyon dolarlık bir senaryo yazmıştık. Christophe bana “Mathieu, böyle bir ÅŸeyin parçası olamam, çünkü bu iÅŸe inanmıyorum.”, dedi. Bu yüzden yollarımız ayrıldı ve ben “Gothika”yı çekmek için BirleÅŸik Devletler’e geldim. “Babylon A.D.”yi yapmak için Amerikalı bir yıldıza ihtiyacım olduÄŸunu ve Amerika’da giÅŸede baÅŸarı saÄŸlayacak bir film yapmam gerektiÄŸini fark ettim. Matrix’in yapımcısı Joel Silver bana, En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazanmış olan Halle Berry’nin, Penelope Cruz ve Robert Downey Jr’ın oynadığı “Gothika”yı çekmemi teklif etti. O film iyi iÅŸ yaptı ve “Babylon A.D.”yi, senaryosunu alıp Hollywood’da bir stüdyoya satmak zorunda kalmadan yapmama olanak saÄŸladı. Amerikalıların sadece satın almacı olarak gelmeleri için Avrupalı bir yapımcıya ihtiyacım vardı. Hedefimiz bunu 30’u Avrupa’dan, 30’u da BirleÅŸik Devletler’den gelen toplam 60 milyon dolarlık bütçeyle yapmaktı.

- Bu konu Hollywood’u korkuttu mu?

- Hayır, çünkü konu harikulade görseller, aksiyon sahneleri ve hepsini bir arada tutan hikayenin arkasına gizlenmiÅŸti. Amerikalılar tarafından din sorunu ortaya atıldı, çünkü hepimiz birkaç konudan kaçınmak istiyorduk. Bu film için aldığım referanslardan biri “Blade Runner”dı. Tarzını deÄŸil, içeriÄŸini aldım. “Blade Runner”ı izlediÄŸinizde bir bilimkurgu-aksiyon filmi izlediÄŸinizi düşünürsünüz, ama aslında Tanrı’dan, bu dünya üzerindeki varlığımızdan ve yaradılıştan bahseder… Spielberg aynı ÅŸeyi “E.T.” ile yaptı ve o film de ırkçılık üzerineydi. Kendime şöyle dedim, “Aksiyon türünde bir film yapmak istiyorum, bir erkek filmi… İçinde yaÅŸadığımız toplumdan bahseden bir ÅŸey.” Din konusu üzerine fazla gitmek istemedim, bu yüzden de aksiyona ağırlık vermem gerekiyordu. BaÄŸnazları bir tarikata dönüştürdük. Yüzeyin altındakileri görmek eleÅŸtirmenlere ve seyircilere kalmış.

- Toorop’u oynayacak kiÅŸiyi nasıl seçtiniz?

- Kimi istediÄŸimi biliyordum. Vin Diesel. Ve o, stüdyonun ilk tercihi deÄŸildi. Rolü alması için çok uÄŸraÅŸtım. Birkaç fotoÄŸrafını görmüş ve pek çok kiÅŸiliÄŸi olan iyi bir oyuncu olduÄŸunu düşünmüştüm. Ne de olsa patlamasını saÄŸlayan “Saving Private Ryan” rolünü ona Spielberg vermiÅŸti. Sonra “Boiler Room”da bir tüccarı canlandırdığını gördüm. Aynı zamanda o, Amerikan filmlerinde 60 yaşın altında olan son kaslı kahramandı. Onu “sert adam” yönü nedeniyle de istiyordum. Bu adam filmin sonunda, 22. yüzyılda iki çocuk babası bir adam oluyor.

- Mélanie Thiery’ye rol verme fikri nereden geldi?

- Mélanie’yi model olarak tanıyordum. Onunla “Le vieux juif blond” oyununda tanıştım. Burada bir buçuk saat içerisinde iki farklı karakteri canlandırıyordu. Çok iyiydi ve “İşte Aurora’m!”, diye düşündüm. Saflığı ifade eden bir kadına ihtiyacım vardı. Mélanie’nin bilgisayar tarafından yaratıldığına inanmak kolaydı: mükemmel bir yüzü, harika gözleri var ve bu dünyadan deÄŸil gibi görünüyor. Çok da iyi bir oyuncu. Evde küçük bir video kamerayla bazı testler yaptım. Çok dokunaklı olduÄŸu için aÄŸladım ve bu da Aurora rolü için uygun olduÄŸunu kanıtladı. Ayrıca filmde Fransız öğesi olması benim için önemliydi. BaÅŸta Amerikalılar bunu kabul etmedi. Aurora rolü için tanınmayan birisine ihtiyacımız olduÄŸunu anladıklarında, “Tamam, neden olmasın?” dediler. Geriye kalan tek sorun, Fransız aksanıydı. Mélanie aksanları çalışmak zorunda kaldı, çünkü birkaç aksanı karıştırmasını istedim. Böylece nereden geldiÄŸini anlayamayacaktınız ve bu da karakterin evrenselliÄŸini destekleyecekti. Orada kaldı ve onlar da sonunda merhamet gösterdiler.

- Beyazperdedeki koruyucusu olarak Michelle Yeoh’u seçtiniz…

- Mélanie’nin beyaz saflığının yanında bir de Asyalı güzelliÄŸe ihtiyacım olduÄŸunu biliyordum. Ve Michelle, dünyanın en güzel kadını! Film tarihinin bir parçası. BaÅŸlangıçta bu karakteri tombul, sivri dilli bir rahibe olarak yazmıştım, ama yapmak istediÄŸim film, içinde dövüşen bir rahibeyi barındıran bir aksiyon filmiydi. Genç oyuncuların arasında bunu yapabilecek olan birkaç kiÅŸi var. Gerçek oyuncuların arasında ise sadece bir tane var. Michelle, Jackie Chan ile çalışmıştı ve onun sette olması beni çok heyecanlandırmıştı. Onun varlığı, bu üçlüye daha fazla dövüş ruhu aşılamama ve Mélanie’yi de aksiyona dahil etmeme olanak saÄŸladı. Mélanie evet dedikten sonra, uluslararası çapta Fransız oyuncuları kabul ettirmek daha kolay oldu. Gérard Depardieu’nun Gorsky’yi canlandırması fikri herkesi eÄŸlendirdi ve ona yaklaÅŸmak istedim. Bu harika bir fırsattı, çünkü filmin kötü karakterini oynaması için bir ikona ihtiyacım vardı. Depardieu bunu fazlasıyla halletti. Ondan sonra “Matrix”teki kötü adamı, Lambert Wilson’u düşündüm. “Matrix”ten önce onu Fransız sinemasının playboy’u olarak görüyordum ve ona bu rolü asla teklif etmezdim. Marc Caro’nun filminde oynadığını öğrendiÄŸimde, aradığım kiÅŸinin o olduÄŸunu anladım. 80’li yıllardaki süper kahraman duruÅŸunu ortaya çıkarmak, gülünç olmadan  olaÄŸanüstü olmasını saÄŸlamak için, karakter üzerinde çok çalıştık. Karakteri, bir fantezi çizgi romanından fırlamış gibi. Aslında bu filmde, 1980’lerden kalma bir Fransız çizgi romanı olan Métal Hurlant’ı referans aldım. Bana göre “Babylon A.D.”, Métal Hurlant’ın özünü yakalıyor.

- Oyuncular arasında Charlotte Rampling de var…

- KarşılaÅŸtığı erkeklerde ve kadınlarda fantezileri ve öfkeyi tetikleyen, karizmatik bir simge olan bir kötü kadına ihtiyacım vardı. Gözünde, çocuÄŸunuzu yanında bırakmadan önce iki kez düşünmenizi saÄŸlayacak bir pırıltı olan ve yine de Night Porter gibi giyinebilecek bir oyuncuya ihtiyacım vardı. Bu da beni doÄŸruca Charlotte Rampling’e götürdü.

- Set ortamı nasıldı?

- Çekimler çok zordu. Aralık 2006’da baÅŸlayıp Nisan 2007’ye kadar sürdü. Evet, sette sorunlar yaÅŸadık. Böyle bir filmi sorun yaÅŸamadan yapmak imkansızdır. “Babylon A.D.”yi ter ve gözyaşı dökmeden yapmak isteseydik 150 milyon dolarlık bütçemiz olması gerekirdi. Bu olmadığı için mücadele etmek zorunda kaldık. Ve bu, saÄŸlam bir mücadeleydi. Bir gerilla filmiydi! Kolay olmadı, ama zaten hiç kolay film yapmadım. Ve kar yaÄŸmaması gibi sorunlarınız varsa, başınız büyük belada demektir! Bu da setteki sorunlar hakkında Fransa’ya kadar giden söylentileri açıklıyor.

- Vin Diesel ile çalışmak nasıldı?

- Vin Diesel’la aramızda yöntemlerimiz, hikaye ve karakteri konusunda, bazı ayarlamalar yapmamız gerekti… Ama bunlar, hemen hemen bütün oyuncularla çalışırken karşılaÅŸtığını türde sorunlardır. Ne kadar hazırlık yaparsanız yapın, sete gidip günde 15-16 saat çalıştığınızda hiçbir ÅŸey aynı olmaz. Olaylara farklı yaklaşırsınız ve bu da anlaÅŸmazlıklara neden olur. Birlikte çalışmaya baÅŸladığınız insanlar vardır ve birkaç hafta sonra “Tanrım, bu iÅŸ yürümüyor”, dersiniz. Bu yüzden baÅŸka birilerini bulursunuz. Bir oyuncuyu setten kovamazsınız. Onlarla aranızdaki sevgi-nefret iliÅŸkisi böyle baÅŸlar. İşin içinde sevgi olması lazım, çünkü Vin kameraya çok ÅŸey verdi. Bence oyuncu olarak en iyi performansıydı. Öte yandan, o Amerikalı bir yıldız ve kendisine bu ÅŸekilde davranılmasına alışkın. Ben, insanlara insan gibi davranırım.  

- “Babylon Babies”, bir sanatçı ve sıradan bir vatandaÅŸ olarak ortaya attığınız birkaç soruyla ilgileniyor. Kendinizi “siyasi filmler yapan bir sinemacı” olarak mı görüyorsunuz?

- Ne yaparsam yapayım, bunun hep siyasi bir boyutu olacaktır. Çünkü iyi filmlerin temeli budur. Filme gücünü veren, konunun önemidir. İnsanları, güçlü hikayelerle etkilemeye çalışıyorum.

- Filmi kızlarınıza adamışsınız…

- Bu film üzerinde altı yıl önce çalışmaya baÅŸladım. Büyük kızım altı yaşında. İkinci kızım daha yeni doÄŸdu. Çekimler sırasında eÅŸim hamileydi ve bu film, çocuklarla ve onları yetiÅŸtirmekle ilgili. Toorop’un filmin sonunda söylediÄŸi gibi, “Çocukları teker teker kurtararak, dünyayı kurtaralım.”

- Geleceğin nasıl görüneceğini hayal etmek kolay mı?

- Bir bilimkurgu deÄŸil, geleceÄŸi anlatan bir film yapma fikri vardı. Pilotsuz uçaklar ve görüntüyü yayımlayan elektro manyetik kağıtlar, sadece prototip halinde olsa da var. Kendinize, uçan arabalar olmadan, on yıl sonrasının elektrikli Smart’ıyla geleceÄŸi nasıl ifade edeceÄŸinizi sormanız gerekiyor.   

- Kısa filmler çeken genç bir yönetmenken, böyle bir filmin başında olacağınız aklınıza gelir miydi?

- Kısa filmler çeken genç bir yönetmenken gelmezdi. Sorunum, ilk uzun metrajlı filmimi yapmaktı. İlkini çektikten sonra sorununuz, ikinci uzun metrajlı filminizi yapmaktır. Ama on yıl önceki düşüncelerime bağlı kalmayı başardığım için memnunum. Tanımlanan sınırların dışında olmak, farklı konulara değinmeme olanak sağlıyor ve bana daha fazla özgürlük tanıyor. Geleneksel Fransız sinemasında boğulurdum. Ama her şeyden öte, çalıştığım için mutluyum!

- “Babylon A.D.”den memnun musunuz?

- Bundan memnunum. Bunun bir gerilla filmi olduÄŸunun altını çiziyorum. Bir mücadele. Çekimlerdeki enerjinin beyazperdeye de yansıdığını görüyorum. Bunu Dantec’e göstereceÄŸim. Senaryoyu beÄŸenmiÅŸ olsa da, nasıl tepki vereceÄŸini bilmiyorum. Ama kitabın hayranlarının vereceÄŸi tepkiler konusunda da endiÅŸeliyim. Bunun basit bir uyarlama olmadığını, deÄŸiÅŸiklikler yaptığımızı anlamaları gerekiyor… Öte yandan bence film, seyircileri kitapla tanıştıracak. Sonra orijinal versiyona, Dantec’in ne anlattığına bakabilirler. Kitabı nasıl anladıysam, “Babylon A.D.” öyle. Aynı ruhu paylaÅŸan iki versiyon.

Share/Save/Bookmark

‘120’ Yeniden Sinemalarda…

Yazan: Editör Prens 26 AÄŸustos 2008 Salı  
Kategori: Sinema Haberleri

120-Yeniden-Sinemalarda ‘120’ Yeniden Sinemalarda...

15 Åžubat 2008’de gösterime giren ve 1 milyondan fazla seyirci tarafından izlenerek “2008 yılının en çok izlenen ikinci filmi” olan “120”, 30 AÄŸustos Zafer Haftası nedeniyle, 29 AÄŸustos 2008 Cuma günü Türkiye genelinde yeniden gösterime giriyor.

Kafkas Cephesi’nde önemli geliÅŸmelerin yaÅŸanmakta olduÄŸu bugünlerde, hüzünlü bir Kafkas Cephesi destanını anlatan “120” filmi, 1914 yılı 1. Dünya Harbi’nde Ruslar’ın Erzurum istikametinde taarruza geçmesi sonucunda; cephanesi biten bir jandarma tümenine, sırtlarında cephane yetiÅŸtirmeye çabalayan Vanlı çocukları konu alıyor. YaÅŸları 12 – 17 arasındaki 120 kahraman gencin yaÅŸadığı gerçek ölüm – kalım savaşını beyaz perdeye yansıtan filmin öncelikli amacı, özellikle gençlere tarihimizde yaÅŸanan gerçek bir kahramanlık destanını aktararak sahip oldukları tarih bilincini arttırmak ve tarihimizi öğrenme arzularını teÅŸvik etmek.
 
Hikayesi 3 farklı mevsimde geçen “120” filminin çekimleri, Van ve Safranbolu’nun daÄŸları da dahil olmak üzere aralıklarla 4 ay sürdü, filmin bütün aÅŸamalarında 250 kiÅŸilik bir ekip çalıştı. Yaklaşık 3 milyon dolar bütçeli filmde 100’lerce öğrenci, 2000’e yakın figüran ve develer baÅŸta olmak üzere birçok taşıma hayvanı rol aldı.

“Sarıkamış Harbi Günlerinde, karlara yazılmış gerçek bir destan”ı anlatan “120”nin yapımcılığı, müzikleri ve senaryosu Özhan EREN’e, yönetmenliÄŸi Murat SARAÇOÄžLU ile yine Özhan EREN’e ait. Filmin oyuncu kadrosunu ise Özge ÖZBERK, Burak SERGEN, Cansel ELÇİN, Emin OLCAY, Demir KARAHAN ve Ahmet UZ oluÅŸturuyor. 29 AÄŸustos 2008 Cuma günü Türkiye genelinde yeniden gösterime girecek olan filmin süresi 115 dakika…

“120” Türkiye’nin yanı sıra; Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, İsviçre ve Avustralya’da da izlendi ve büyük beÄŸeni topladı.

Share/Save/Bookmark

Vol.İ’nin Türkçe Fragmanı Yayında

Yazan: Editör Prens 22 AÄŸustos 2008 Cuma  
Kategori: Sinema Haberleri

VolInin-Turkce-Fragmani-Yayinda Vol.İ’nin Türkçe Fragmanı Yayında

120 milyon dolarlık yapım bütçesiyle gerçekleÅŸtirilen animasyon “WALL-E” hem dört dörtlük bir macera, hem de dört dörtlük bir komedi…

İnsanoğlu günün birinde artık yaşanmaz hale gelen dünyayı apar topar terk etmek zorunda kalsaydı ve son robotun fişinin çekilmesi unutulsaydı ne olurdu?

Kayıp Balık Nemo- Finding Nemo”nun Oscar ödüllü yazar-yönetmeni ve “İnanılmaz Aile-The Incredibles”, “Arabalar-Cars” ve “Ratatouille” gibi teknoloji harikası animasyon filmlerini gerçekleÅŸtiren Pixar Animasyon Stüdyoları’nın animasyon sihirbazlarından Andrew Stanton, “WALL-E” adlı kararlı bir robotu ve arkadaÅŸlarının serüvenlerini konu alan kozmik macera komedide izleyiciyi çok da uzak olmayan bir galakside inanılmaz bir yolculuÄŸa çıkaracak.

Sürprizler, aksiyon, kahkaha ve romantizmle dopdolu bir animasyon olan “WALL-E”nin Türkçe fragmanı Sinemalar.com’da. Keyfini çıkarın!

 

Share/Save/Bookmark

Kediler Åžehri - Catcher / Cat City

Yazan: Editör Prens 22 AÄŸustos 2008 Cuma  
Kategori: Haftanın Filmleri

Kediler-Sehri Kediler Åžehri - Catcher / Cat City

Kedi Catcher ve diÄŸer sivil kedilerin tamamı 1986 yapımı ilk filmin sonunda robot köpek tarafından pasifize edilmiÅŸtir… Bunun sonucu olarak tüm kedi ve fareler uzun bir zaman birlikte barış içinde yaÅŸamayı baÅŸardılar. Peki ya bundan sonra ne oldu? Pafrika Ormanlarında bir grup etkisiz hale getirilememiÅŸ kedi yaÅŸamaya devam etmektedir… Olan bitenlerden haberdar olmayan kediler Stanley adında gazeteci bir fare tarafından yapılan araÅŸtırmalar sırasında ortaya çıkarılırlar… Stanley ormanda yaÅŸayan avcı kediler tarafından yakalanır… Orman kedileri baÅŸlarında ÅŸef Moloch tarafından yönetilen bir ordu ile dünyayı eski düzenine kavuÅŸturmaya karar verirler… BaÅŸarılı olup olamayacaklarını ancak Catcher-Cat City 2’yi izleyince öğreneceksiniz…


Seanslar

Share/Save/Bookmark

Aynalar - Mirrors

Yazan: Editör Prens 22 AÄŸustos 2008 Cuma  
Kategori: Haftanın Filmleri

Aynalar-1 Aynalar - Mirrors

Eski polis Ben Carson, bir süpermarkette gece bekçiliği yapmaya başlar. Bir zamanlar yangın geçirmiş mağazada devriye gezen Ben, duvarlardaki aynalarda bir gariplik sezer. Aynalar üzerinde korkunç görüntüler oluşmaktadır. Aniden ortalıktan kaybolan bir görevlinin izlerini sürmeye başlayan Carson, şeytani bir gücün ailesini tehdit etmek üzere aynaları bir yol olarak kullandığını fark eder.


Seanslar

Share/Save/Bookmark

Üç Hanedan: Ejderin Dirilişi - Three Kingdoms: Resurrection Of The Dragon

Yazan: Editör Prens 22 AÄŸustos 2008 Cuma  
Kategori: Haftanın Filmleri

Uc-Hanedan-Ejderin-Dirilisi-1 Üç Hanedan: Ejderin Dirilişi - Three Kingdoms: Resurrection Of The Dragon

Çin’in dört büyük klasik romanından biri olan “Romance of the Three Kingdoms”dan uyarlanan ve iç savaÅŸ yüzünden ülke karşıt güçlerce parçalanıp sonunda üç rakip krallık arasında bölüştürülen Çin tarihinin en karanlık dönemi M.S. 190 – 280 yılları arasında geçen “Three Kingdoms – Resurruction of the Dragon”, ülkesinin birliÄŸi ve barış için savaÅŸan ve yiÄŸitliÄŸi ve savaÅŸtaki üstün yeteneÄŸiyle yükselip tüm Çin’de tanınan bir kahraman olan sıradan bir adam ZHAO ZILONG’un hikayesini anlatıyor.

Zhao’nun dövüşerek birçok savaÅŸ kazanmasına ve kahramanlığının bir efsaneye dönüşmesine raÄŸmen, yıllarca süren mücadeleye raÄŸmen, savaÅŸ hâlâ tüm ÅŸiddetiyle devam etmektedir. Cesur savaşçı ilerlemiÅŸ yaşında, içteki ve dıştaki düşmanlarıyla savaÅŸacağı, en son ve en zorlu savaşını kazanmak için birliklerini yönetme mücadelesi vermektedir.


Seanslar

Share/Save/Bookmark

Ca$h - Cash

Yazan: Editör Prens 22 AÄŸustos 2008 Cuma  
Kategori: Haftanın Filmleri

Cah-1 Ca$h - Cash

Paris’in en seçkin dolandırıcılarından Cash(Jean Dujardin), yüksek kazançlı kalpazanlık iÅŸleri yapmaktadır. Ancak bu iÅŸ onun için sadece bir aperatiftir. Cash’in büyük hayali Fransız Riviera’sında (ılıman Akdeniz iklimli Güney Fransa’da) çapı çok büyük bir elmas soygunu gerçekleÅŸtirmektir.
Ancak operasyonunun üzerine dolandırıcılığı bir sanat haline getirmesiyle tanınan efsanevi düzenbaz Maxime’in(Jean Reno) gölgesi düşer.
Birbirinden güzel ve tehlikeli kadınlar(Julia rolünde Valeria Golino ile Garance rolünde Alice Taglioni) paylarını isterler.
İttifaklar yapılır ve bozulur.
Oyunun adı vefasızlık, döneklik, sahtekarlık ve ihanettir.
Kesin olan tek bir şey vardır. Hesaplar görülecek, bir arkadaşın ve kardeşin ölümünün intikamı alınacaktır.
Sonuçta birisi kaybedecektir. Peki, kaybeden kim olacaktır?


Seanslar

Share/Save/Bookmark

Ruhuma Asla - Majdnem Szüz / Virtually A Virgin

Yazan: Editör Prens 22 AÄŸustos 2008 Cuma  
Kategori: Haftanın Filmleri

Ruhuma-Asla Ruhuma Asla - Majdnem Szüz / Virtually A Virgin

Boroka Arva, henüz 18 yaşına girmiÅŸtir. En büyük hayali yaÅŸ gününü beÅŸ yıldızlı bir otelde kutlamaktır. Erkek arkadaşı Janos, otelde yaÅŸlı ve zengin erkeklerin Boroka’ya nasıl baktıklarını farkedince kendisine olan sevgisini kullanarak bir pezevenke satar. O artık küçük bir hayat kadınıdır. Boroka aÅŸk ve emek arasındaki hayati tercihini kimden yana kullanacaktır?


Seanslar

Share/Save/Bookmark

Mahalle Maçı

Yazan: Editör Prens 22 AÄŸustos 2008 Cuma  
Kategori: Haftanın Filmleri

Mahalle-Maci Mahalle Maçı

Karadeniz’de özellikle Trabzon’da birçok gencin gerçekleÅŸtirdiÄŸi sosyal faaliyet hiç şüphesiz futbol… Futbolla adeta özdeÅŸleÅŸmiÅŸ Trabzon’da birçok efsane futbolcunun doÄŸmasına neden olan mahalle maçlarının anlatıldığı “5’te haftayım 10’da biter” adlı belgesel çekildi. Trabzonspor’un üst üste ÅŸampiyonluklar kazandığı ve en büyük unvanını kazandığı yıllarda takımda yer alan futbolcuların büyük bir bölümü sokaklardan çıkma… Trabzonspor’da efsane olan isimler bu belgeselde konuÅŸuyor.


Seanslar

Share/Save/Bookmark

Muro’nun Filmi Geliyor!

Yazan: Editör Prens 20 AÄŸustos 2008 ÇarÅŸamba  
Kategori: Sinema Haberleri

Muronun-Filmi-Geliyor Muro’nun Filmi Geliyor!

Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde devrimci jargonu ve yardımcısı Çeto’yla girdiÄŸi tartışmalarla tanınan ve “Nalet olsun içimdeki insan sevgisine” repliÄŸini dilimize pelesenk eden Muro’nun maceraları beyazperdeye taşınıyor.

Yapımcılığını Pana Film’in, yönetmenliÄŸini Zübeyr ÅžaÅŸmaz’ın üstlendiÄŸi, senaryosunu Raci ÅžaÅŸmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan’ın yazdığı “Muro – Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine” sinema filminin çekimleri 18 AÄŸustos’ta baÅŸladı. 5 Aralık 2008’te vizyona girecek olan “Muro – Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine” filmi bir yandan içimizdeki insan sevgisini ortaya çıkarırken, bir yandan da izleyenleri bol bol güldürecek.

Filmde Mustafa ÜstündaÄŸ, Åžefik OnatoÄŸlu ve Eray Türk’ün yanı sıra, Fırat Tanış, Evrim Alasya, Bülent Åžakrak da rol alıyor. Ayrıca ÜstündaÄŸ ve OnatoÄŸlu’na iki Rus güzel Nataliya Bondarenko ve Daria Litvinova eÅŸlik ediyor. Filmin sürprizlerinden biri ise Mazhar Alanson.

Filmin konusu:

Cezaevinden çıkan Muro ile Çeto, devrimi köyden baÅŸlatmak üzere memleketlerine dönerler. İlk planları evlenip yuva kurmak, örnek birer devrimci olmaktır. Oysa köyde onları bir sürpriz beklemektedir. Muhtar, Muro ile Çeto’yu hapisteyken iki Rus kadınla evlendirmiÅŸtir. Muro ile Çeto’nun devrim ütopyasını gerçekleÅŸtirmeleri için; kadınları bulup boÅŸanmaları gerekmektedir. Bunun için İstanbul’a dönen Muro ile Çeto’nun başına gelmeyen kalmaz. Çözümlemesini asla yapamayacakları bir örgütle karşı karşıya kalırlar…

Share/Save/Bookmark

Aynalar - Mirrors –> 22 AÄŸustos 2008

Yazan: Editör Prens 20 AÄŸustos 2008 ÇarÅŸamba  
Kategori: Vizyona Girecek Filmler

Aynalar-1 Aynalar - Mirrors --> 22 AÄŸustos 2008

Eski polis Ben Carson, bir süpermarkette gece bekçiliği yapmaya başlar. Bir zamanlar yangın geçirmiş mağazada devriye gezen Ben, duvarlardaki aynalarda bir gariplik sezer. Aynalar üzerinde korkunç görüntüler oluşmaktadır. Aniden ortalıktan kaybolan bir görevlinin izlerini sürmeye başlayan Carson, şeytani bir gücün ailesini tehdit etmek üzere aynaları bir yol olarak kullandığını fark eder.

Share/Save/Bookmark

Harry Potter ve Melez Prens 2009’da

Yazan: Editör Prens 19 AÄŸustos 2008 Salı  
Kategori: Sinema Haberleri

Harry-Potter-ve-Melez-Prens-2009da Harry Potter ve Melez Prens 2009’da

Warner Bros. Pictures, “Harry Potter and the Half-Blood Prince/ Harry Potter ve Melez Prens”in gösterimini 2009 yazına ertelediÄŸini açıkladı.

GiÅŸe rekortmeni Harry Potter serisinin altıncı filmi olan yapım ABD sinemalarında ve birçok ülkede 17 Temmuz 2009 günü aynı anda gösterime girecek. Açıklamayı Warner Bros.’un BaÅŸkanı ve Operasyon Åžefi Alan Horn yaptı.

Yaptığı açıklamada Horn ÅŸunları kaydetti: “‘Melez Prens’i gelecek yaza ertelememizin iki gerekçesi var: Serinin ilk filmden sonraki en yüksek giÅŸe hasılatı yapan filmi olan bir önceki Harry Potter filmimizin baÅŸarısıyla da kanıtlanmış olduÄŸu üzere, yaz sezonu, aile filmi kategorisindeki yapımlar için ideal bir dönem. Buna ek olarak, her stüdyo gibi biz de hâlâ yazar grevinin uzantılarını hissediyoruz. Bu grev öteki filmlerin hazır oluÅŸ tarihlerini etkilediÄŸi için 2009 yılının tüm rekabet haritasını da yeniden ÅŸekillendirdi. Söz konusu durum bize yeni fırsatların kapısını açtı ve biz bunlardan yararlanmak istiyoruz. En iyi stratejinin ‘Melez Prens’i Temmuz’a ertelemek olduÄŸu konusunda görüş birliÄŸine vardık çünkü bu sayede filmimiz yaz ortasında geniÅŸ kitlelere hitap eden bir film konusundaki boÅŸluÄŸu mükemmel dolduracak”.

Hem “Harry Potter ve Zümrüdüanka YoldaÅŸlığı” ve “Harry Potter ve Melez Prens”i yönetmiÅŸ olan hem de “Harry Potter ve Ölüm Yadigarları”nı yönetecek olan David Yates ise yapım hakkındaki görüşlerini şöyle dile getiriyor: “‘Harry Potter ve Melez Prens’te görev almak bir zevkti. Gerek Dan, Rupert ve Emma gerekse kadroda yeniden rol alan diÄŸer genç oyuncular serpilmeye devam ederken, kadroya yeni katılan oyuncularımız da Hogwarts’a yeni renkler ve taze soluk getirdiler. Daha son filmin rötuÅŸlarını yaparken serinin son iki filminin hazırlıklarına baÅŸladık. Çekimlere Åžubat’ta baÅŸlıyoruz. Bu müthiÅŸ seriyi hayranlarının hak ettiÄŸi heyecan verici ve sarsıcı sona taşıyacak olduÄŸum için heyecanlıyım”.

“Harry Potter ve Melez Prens”te Voldemort hem Muggle hem de büyücüler dünyasındaki kıskacını daraltmaktadır ve Hogwarts artık bir zamanlar olduÄŸu güvenli liman deÄŸildir. Harry tehlikenin kalenin içinde bile olabileceÄŸinden şüphelenirken, Dumbledore da Harry’yi hızla yaklaÅŸmakta olduÄŸunu bildiÄŸi nihai savaÅŸa hazırlamaya her zamankinden kararlıdır. Bu arada, öğrenciler bambaÅŸka bir rakibin kuÅŸatması altındadırlar: Gençlik hormonları zirveye tırmanmaktadır. Havada aÅŸk kokusu vardır, ama trajedi kapıdadır ve Hogwarts bir daha asla aynı olamayabilir.

Daniel Radcliffe, Rupert Grint ve Emma Watson’ın bir kez daha genç büyücüler Harry Potter, Ron Weasley ve Hermione Granger olarak karşımıza çıkacağı filmde ayrıca Jim Broadbent, Helena Bonham Carter, Robbie Coltrane, Warwick Davis, Michael Gambon, Alan Rickman, Maggie Smith, Timothy Spall, David Thewlis ve Julie Walters rol alıyor.

Share/Save/Bookmark

‘Anakin’in Planı’ Sahnesi

Yazan: Editör Prens 16 AÄŸustos 2008 Cumartesi  
Kategori: Sinema Haberleri

Anakinin-Plani-Sahnesi ‘Anakinin Planı’ Sahnesi

Daha anlatacak çok Star Wars hikayesi olduÄŸunu farkeden yapımcı George Lucas, bunların bir kısmını animasyon türünde anlatmayı uygun görmüş ve “Star Wars: Klon SavaÅŸları” projesini hayata geçirmiÅŸ. Bu hafta vizyona giren “Star Wars: Klon SavaÅŸları”, “Yıldız SavaÅŸları” efsanesine baÅŸ döndürücü yeni bir görünüm kazandırıyor.

Star Wars hayranlarına farklı bir deneyim yaÅŸatacak olan  “Star Wars: Klon SavaÅŸları” filminin "Anakin’in Planı" adlı sahnesini Sinemalar.com’da izleyebilirsiniz.

Filmin yapım hikayesini okumak için tıklayın!

 

Share/Save/Bookmark

Arog’un Rakibi ‘Şeytanın Pabucu’

Yazan: Editör Prens 16 AÄŸustos 2008 Cumartesi  
Kategori: Sinema Haberleri

Arogun-Rakibi-Seytanin-Pabucu Arog’un Rakibi ‘Şeytanın Pabucu

Mia Film, efektleri, senaryosu ve kurgusuyla Türk Sinema tarihine “en ilginç ve en korkunç”  film olarak geçen ‘Musallat’ın ardından, yine ses getirecek ve gündem yaratacak bir komediye imza atıyor: “Åžeytanın Pabucu”.

BaÅŸrollerini Fatih Ürek, Aysun Kayacı, Barış Falay ve Yılmaz Gruda’nın paylaÅŸtığı film, Cem Yılmaz’ın “Arog” filmiyle aynı gün, 5 Aralık’ta vizyona girecek.

Yapımcılığını Mia Film/Banu Akdeniz’in üstlendiÄŸi ‘Åžeytanın Pabucu’nun yönetmenleri ise yine baÅŸarılı yapımlara imza atmış iki isim; Turgut Yasalar ve Hilal BakkaloÄŸlu. Senaryoyu ise Yasalar, BakkaloÄŸlu ve Aslı DoÄŸan birlikte kaleme aldı.

İzleyenleri kahkaha tufanına sürükleyecek senaryosu, kurgusu ve güçlü oyuncu kadrosuyla ‘Åžeytanın Pabucu’nun “yılın komedisi” olacağına inandıklarını belirten Yapımcı Banu Akdeniz, “Arog’la aynı gün vizyona girme cesaretini nasıl gösteriyorsunuz’ diye soranlara, ‘Projemize o kadar çok güveniyoruz ki, rakip tanımıyoruz, diye cevap veriyorum. Filme inanmak çok önemli… Senaryosu, oyuncu kadrosu, müzikleri, prodüksiyonu her ÅŸeyiyle dört dörtlük bir komedi filmi çekiyoruz. Sinemaseverler, kılıktan kılığa giren, “Hacı Abla”yken komÅŸunun seksi sarışın kızı Aysel’e (Aysun Kayacı) kur yapan Burhan’a (Fatih Ürek)  bayılacak… “Åžeytanın Pabucu”, Türk halkının ailece izleyecekleri, hatta bir kez deÄŸil eÄŸlenmek için defalarca seyredecekleri bir komedi klasiÄŸi olacak” dedi.

Share/Save/Bookmark

Sonraki sayfa »

Baskentin Paylaşım Timi $6.00 Welcome Survey After Free Registration! Pagerank Google Pagerank Checker Toolbar Yukle